Sanat Anlayışı

SANAT ANLAYIŞI

Çalışmalarımda zıtlık kavramına odaklanıyorum. Bu sorunsalla ilgili araştırmalarım hem resimlerime hem de gravürlerime yansır.

 

Geçmişten günümüze farklı serilerime baktığımızda bu karşıtlık bazen farklı değerlere sahip renklerin, bazen aydınlık-karanlık alanların, bazen belirgin doku karşıtlıklarının veya karşıt kavramların ele alınmasıyla sağlanır: Varoluş ve yok oluş, doğum ve ölüm, organik ve inorganik, taze ve geçkin… Yapraklar, tüyler, yumurtalar, ısırılmış elma ve çürüyen meyveler her zaman başlangıca ve sona işaret eden izler taşır. Böylelikle sanat tarihindeki “vanitas” ve “memento mori” ile de bağlar kurar.

 

Fikrimce her şey ona karşıt bir kavramla tümlenir ve var olur. Yaşamda hep bunu gözlemledim. Resimsel olarak da bir nesneyi, bir olguyu ortaya çıkarmanın en iyi yolu renk, ton, anlam ya da başka unsurlarla tersini de beraberinde göstermek, kullanmaktır.  Böylece aynı, zıt renklerin uyum göstermesi gibi bir ahenge varılır. “Işık-Gölge” serimde, eliptik şekil içinde ve dışında ışık-gölgenin kontrast yaratacak şekilde farklı derecelendirilmesiyle kamusal alanlardaki yalnız figürlere dikkat çekmek istedim.

 

Suluboya, pastel çalışmalarımda ve “Bengidönüş” serimde, yeşillenme-kuruma, tekrar tomurcuklanma ve solma ile ilgili olarak sürekli bir döngüde birbirini izleyen iki kutbu ele almaktayım. Bu durumda varoluş ve yok oluş ve tüm benzeri karşıtlıklar gerçekten zıt kavramlar mıdır; yoksa sadece birbirini izleyen, tekrarlayan bir sürecin parçaları mıdır diye sorgulamaktayım.

 

Bunları sorgulayıp araştırırken Nietzsche’nin bengi dönüş felsefesinden etkilendim. “Bengi dönüş” her şeyin yok olup yeniden doğması anlamına gelir. Nietzsche’ye göre yaşam karşıtlıkları barındırmaktadır. “Acı aynı zamanda bir zevktir, beddua aynı zamanda bir kutsamadır ve gece aynı zamanda güneştir…Bilge kişi aynı zamanda delidir…Her şey birbirine zincirlenmiştir, birbirine geçmiştir.”[1]

 

Günlük hayatımda, yaptığım doğa yürüyüşlerinde her zaman bu karşıtlığı ve döngüyü hatırlatan etkileri, nesneleri ve organizmaları araştırırım ve bunların  bir kısmını işlerime aktarırım. Bu döngü ve “sonsuz yeniden geliş” Böyle Buyurdu Zerdüşt’te şöyle ele alınır: “Her şey gider, her şey geri gelir; sonsuza kadar döner varlığın çarkı. Her şey ölür, her şey yeniden çiçek açar, sonsuza kadar sürer varlığın mevsimi.”[2]

 

[1] W. Friedrich Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt, Çev.: Gülperi Sert, Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul 2020, s.: 340.

[2] W. Friedrich Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt, Çev.: Gülperi Sert, Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul 2020, s.: 239.